Hikayeler
HAYAT:
Hayatı sorgulamaktan konuşuruz çogu kez. Ama konuştuklarımız, düşündüklerimiz genelde yaşamla ilgilidir. Hayat bize sunulu bir mucize, yaşam ise hayat içinde insanın oluşturduğu sistemin kendisidir. Hayata insanın dokunuş biçimi ile onun yaşam hedefleri oluşur. Hayat herkese eşit davranır ama yaşamın acımasızlığının hepimiz farkındayız.
Hayatı devamlılğı nekadar denge üzerine kurulu ise, Yaşam okadar dengesizdir ki kendi iç dinamiklerini bile kuramamıştır, bulduklarını düşündükleri, (ki gelip gidip ona sarılırlar)milliyetçilik, dincilik gibi temel kavramlar sonuçları itibari ile, hayatın naifliğine çamur atmaktadır.
İnsan neden çekip gitmez, gidemez bu dünyadan?
Yaşamdan sıkılmıştır, ama görür ki, Ölümün karşıtı yaşam dagil, Hayattır. Belki ölümü düşündüğü durumlarda düşünür ilk kez hayatı. Hayat aslında güzel be anasını satayım der, Ama insan hayata sarılayım derken Yaşamın çelmeleri ile yeni sarsıtılar geçirip hayattan uzaklaştırılacaktır bi şekilde.
Tarih: 06/05/09
Yazar: cenk
KIRMIZI:
Ayten bu köyde doğdu, onaltısına burada bastı. Önce okulu sonra halıcılık kursunu bitirdi. Sonra da görücülere mankenlik yaptı. Üzerinde yoğunlaşan bakışlar her yıl artarak sürdü; çünkü güzeldi. Altmış haneli bir köyde onun gibi çakır gözlü birisi daha yoktu. Her gencin gözü ondaydı. Gençler attıkları oklarla onu hedef yapmışlardı. Bakalım kimin oku bu ahuya isabet edecek. Bu nedenle annesi onu çeşmeye suya, bağa, bahçeye tek başına bırakmazdı.
Köy küçüktür; öksürsen duyulur öteki uçtan. Ayten onaltısında. İçinde bir kıpırdanış başlar. Bir başkaldırış belirir. Aynaları ve pencere önünü kimseyle paylaşmaz. Okuldan dönecek çocuğunu bekleyen anne gibi kendisinin de bilemediği bir duygu, bir beklenti onu hep pencere önüne çeker. Deneyimli anne, ufukta beliren rahmet bulutlarının yaklaşmakta olduğunu görür. Görür de eli varmaz kafesteki kanaryayı uçurmaya.
Ama bir gün mutlaka…
O gün gelende kapıyı çalan el elbet boş dönmeyecektir. Köyün kadınlarının çoğu tarlaya nohut yolmaya giderler. İyi iş, parası tatlı. Ayten’in annesi de imrenir; kız, üç,beş ne getirirse hora geçer, kız çeyiz ister. Anne , kızı işçibaşı Zehrana’ya ( Zehra anne) teslim eder ve tenbihler; aman göz kulak ol, bu gençler ayaklarını nereye bastıklarını bilmezler. Grup halinde tarlada nohut yolmak pek keyiflidir. Türküler çağrılır, şakalar yapilir, takılmalar, sataşmalar, kurabiyeli çaylar, dedi kodular…
Sıcak ağustos ayında günler başka nasıl geçer.. Tepede kavurucu sıcak , yerde sıcak toprak. Bu bozkırın insanı dayanıklıdır: açlığa, susuzluğa, uykusuzlüğa, acıya, cefaya.
Tarih: 14/01/09
Yazar: misafir
İYİLİK:
Genelde yıl 1979 30 kasım diye başlamak gerekir. Ama ben ilk olarak öğretmenliğe başladığım yılları o kadar basite indirmek istemiyorum, hatırladığım benzinin kartla verildiği ve çok soğuk, karlı bir kış günü olduğudur.
Kahramanmaraşın göksün ilçesinin kanlıkavak köyüne ilk atandığım o yıl benim için çok özeldir. Atama yazısını alınca annemle beraber yollara düştük. Şehir merkezine geldiğimizde benzinsizlik yüzünden arabaları ilçeye gidemediğini üstelik kar nedeniyle de yolların kapalı olduğunu öğrendik. Annem her zamanki becerisi ile valilikten resmi bir araba kapmayı becerdi. Çünkü göreve başlamamın son günüydü. Kısaca hemen yola koyulduk, ama benzine su katılmış olduğunu çok geç farkettik. Biz o gün öğlene kadar ormancıların kampında beklerken şoför tekrar geri dönüp yeni bir arabayla geldi ve bizi ilçeye yetiştirdi. Bu arada saat 17 oluyordu ve beni apartopar işe başlattılar. Ancak bu arada köy otobüsünü kaçırdığımız için o yılda sokakta kalmıştık ve bir otel bile yoktu.
Yüksek sesle düşünürken oradan geçen bir bey halimizden yardıma muhtaç olduğumuzu anlayıp evine davet etti ve binlerce güvence verdi. Tabiki o yıllarda öğretmene çok değer veriyorlardı. Evine gittik eşi ve çocuklarıyla tanıştırdı. O kadıncağız hiç tıkı çıkmadan bizi konuk etti, karnımızı doyurdu. Sonra kuralları gereği oda bizimle aynı odada yattı. Annem onuda bizimle yatacağını anlayınca eyvah dedi. Çünkü annem korkunç horlar =) Kızım ben horlarsam aman ha beni uyandır dedi. Tabii ben bütün gece annemi dürtükledim durdum, sabah olunca kadıncağız ona yardım edeyim derken bana ne dedi dersiniz, otur kızım otur, sen anneni dürtüklemekten bende annenin horultusundan uyuyamadık, ben yine uyuyabilirim ama sen bu yorgunluk ve uykusuzlukla nasıl göreve başlayacaksın bilemem dedi.
O anı hiç unutmadım ve hep ince bir sızı ile hatırlarım. Çünkü o kadıncağızın ve kocasının ne adını ne adreslerini hatırlıyorum. Sadece o akşam karşımıza çıkan o iyilik meleklerine hala sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Devamı yıllar önce yazdığım şu yazıyı merak edip girdiğimde, senin komik ama sevimli horultunu bu kadar özleyeceğimi sanmazdım, meğer anneciğim biz seninle ne yaşamlar ne anılar paylaşmışız. Güzel günlerde yaşadık bir o kadar acı günlerimiz de olmuştur. Seni çok üzdüğüm anlarda oldu, ne olur affet anneciğim. Seni toprağa vereli tam 50 gün oldu, keşke yaşasaydın da o horultunu ömür boyu dinleseydim. Rahat uyu annem, inşallah şimdi babamla cennette rahata ve huzura ermişsindir.
Tarih: 22/07/09
Yazar: misafir
ALDATMAK:
Bana gercekten inanan, sadakatime, ondan baskasina yan gözle bile bakmiyacagima, baska erkeklere karsi nasil davranicagimi en iyi benim bilecegime inanan ilk erkege (eh tabii ki aslan gibi tabir edilen tipte, yakisikli ve uzun boylu, guclu kuvvetli, saglikli görunumunun de bunda bir etkisi vardi) bizzat ben evlenme teklifi edip, fazla nazlanmadan kabul etmesini sagliyarak evlilige saglam bir adim attim.
Isin garibi, cevreme tekrar tekrar bakiyorum da hayret ediyorum, (sizin evlilikte esinizi aldattiniz mi? Anketinin sonuclariyla da tamamen tezat olarak) 15 yil suren evliligim boyunca asla ve katiyen ihanet etmek aklimin kösesinden gecmedi. Ne zaman ki bosanmak icin mahkemeye basvurdum ve bosanmamizin en iyi cözum olacagina esimi de inandirdim, ancak ondan sonra, onun bana yaptiklarina tek ve özet bir cevap olarak, halen onun nikahindayken, Floransa’da bir sempozyumda tanistigim uzak dogulu masaj ustasi, muhendis-ekonomistle esime ihanet olayini gerceklestirdim. Acikcasi hic pisman da olmadim.
Konunun ayrintilarini belki baska bir sefer yazarim. Tek sunu yazmadan gecemiyecegim. Uzak doguda cinsellik konusunda bizim en bir erkek ve guclu kuvvetli Turk erkeklerimizinkinden cok daha fazla bilgili olanlar bulundugu ve uygulamada da muhtesem olduklari bir gercek. Hani “önemli olan boyut degil islev” diyenlere pek kulak asmam ama o lafi herhalde uzak dogululari, ya da cinsel birlikteligi onlar kadar iyi bilen erkekleri tanimak sansina erismis olanlar söylemis olsa gerek diyorum bir kadin gözuyle.
Derken bosandim ve chatten benden birkac yas buyuk bir arkadasim oldu. Bir ama bir yabanci sik degmeye görsun hep yeni sik arar durumus. Bende cesit cesit boy boy yarak tadmak icin arandim durdum. Icki olayinin bir erkege ne gibi zararlar verdigini yasiyarak anladim. Halen anliyamadigim ise; ickinin erkekligini öldurdugunu anladigi halde erkekliginin ölumune uzuldugu icin neden o kadar cok ictigidir. Bu cok kötu bir kisir dönguydu. Icmedigi zamanlarda hicte fena degildi oysa ki. Bu arkadasimin ickiye ilk baslamasinin esinin kendisini aldattigini ögrenmesi nedeniyle oldugunu da anlatmadan gecemiyecegim.
Esinin onu neden aldattigini cok dusundum beraberligimizde. Sunu dusundum ki; kadinina gercekte deger vermiyor, yanindayken bile ihmal edilmislik ve degersizlik hisleriyle bocalamasina neden oluyordu. Kendine fazla guveni olmiyan bir kadin aldatirdi böyle bir erkegi.
Ancak su da vardi ki; kendisinin aldatilmayi onca hazmedemeyisi yaninda beni aldatmakta hicbir sakinca görmuyordu. Chatte IP numarasi kaydetmedigini bildigimden baska nicklerle özeline gidiyor ve ne kadar rahat oldugunu göruyordum. Zaten kendisi de saklamiyordu. Icince beni nasil aldattigini annesinin ona tanistirdigi bilmem kacinci gelin adayiyla neler yaptigini anlatiyordu. Bunun nasil bir cifte deger yargisi oldugunu tarih halen cözebilmis degil. cok sikisinca erkekler Mars’tan, kadinlar Venus’ten diyip isin kolayina kaciliyor ama tanidigim insanlara bakinca bunun sadece erkeklere özgu olmadigini, tam tersi durumlar da oldugunu, kadinin hem aldattigini hem de karsisindakinin onu aldatmamasini istedigini göruyorum bazen.
Ben bizim özel iliskimizde bu durumu, onun bana seks olarak yetemeyisinin kendisinde yarattigi eziklikle, daha az performansi olabilecek baska bir arkadas bulma cabasina yordum. Sonunda 27 yasinda bakire bir kizcagiz buldu ve bunu hisseden ben, onun bana her zamanki tavsiyesini tutarak kendimden epey genc biri ile birlikte oldum. Bunu da ona söyledigim anda epeyce agir hakaretler cercevesinde olay bitti ve her ikimiz de bu izdiraptan kurtulduk.
Tarih: 18/04/09
Yazar: Gülben
*** Hikayeler, hikaye, hikaye ara, hikaye oku, gerçek hikayeler, aşk hikayeleri, dramatik hikayeler, HIKAYELER, bilim kurgu, komik hikayeler, cinsel hikayeler, ertotik hikayeler, hikaye ile ilgili aradığınız her şeyi bu sitede bulabilirsiniz

